ISBN-13: 9783639811407 / Turecki / Miękka / 2015 / 124 str.
Gocmen Turk Edebiyat; Alman Edebiyat na bicim ac s ndan yeni bir tat ve tuz, icerik ac s ndan ise yeni ufuklar acm t r. Edebiyat kamuoyunda Almanya'n n Gocmen Edebiyat ile gundeme gelmesi de bunu gosteriyor. Nitekim gocmen yazarlar n ozguvenle icerikte ve bicimde yeni denemelere giri meleri takdir toplam ve kamuoyunu heyecanland rm t r. Bugun uluslararas toplant larda Gocmen Edebiyat tart l yorsa, bu da gocmen yazarlar n ba ar s d r. Kitapta anlat lan bu ba ar oykusu, sadece edebiyat biliminin bak ac s ile de il, goc olgusunun arka plan na k tutmak amac yla sosyal-psikolojik bir perspektifle de ele al nm t r. Bu cercevede Turklerin 1960'l y llardan ba lay p gunumuze kadar devam eden goc surecinde ya ad klar sorunlar, gocun nedenleri, sosyo-kulturel ve psikolojik sonuclar da kitapta yer alm t r. Kitap; ayn zamanda Alev Tekinay orne inde bir taraftan birinci ku ak gocmenlerin, cocuklar n, inanclar n, kultur ve kimliklerini korumak icin verdi i mucadeleyi anlat rken, di er taraftan da ya ad klar ku aklararas cat malar, ikinci ku a n benlik aray lar n, kimlik bunal mlar n ve ailelerin uygulad klar otoriter e itimi estetik bir tat icinde anlat yor."
Göçmen Türk Edebiyatı; Alman Edebiyatına biçim açısından yeni bir tat ve tuz, içerik açısından ise yeni ufuklar açmıştır. Edebiyat kamuoyunda Almanyanın Göçmen Edebiyatı ile gündeme gelmesi de bunu gösteriyor. Nitekim göçmen yazarların özgüvenle içerikte ve biçimde yeni denemelere girişmeleri takdir toplamış ve kamuoyunu heyecanlandırmıştır. Bugün uluslararası toplantılarda Göçmen Edebiyatı tartışılıyorsa, bu da göçmen yazarların başarısıdır. Kitapta anlatılan bu başarı öyküsü, sadece edebiyat biliminin bakış açısı ile değil, göç olgusunun arka planına ışık tutmak amacıyla sosyal-psikolojik bir perspektifle de ele alınmıştır. Bu çerçevede Türklerin 1960lı yıllardan başlayıp günümüze kadar devam eden göç sürecinde yaşadıkları sorunlar, göçün nedenleri, sosyo-kültürel ve psikolojik sonuçları da kitapta yer almıştır. Kitap; aynı zamanda Alev Tekinay örneğinde bir taraftan birinci kuşak göçmenlerin, çocuklarını, inançlarını, kültür ve kimliklerini korumak için verdiği mücadeleyi anlatırken, diğer taraftan da yaşadıkları kuşaklararası çatışmaları, ikinci kuşağın benlik arayışlarını, kimlik bunalımlarını ve ailelerin uyguladıkları otoriter eğitimi estetik bir tat içinde anlatıyor.